SohbetChath.Com - haber, son dakika, spor haberleri, siyaset haberleri

Atatürk’ten Peygamber’e saygı kartpostalı

Yazan: admin on Aralık 14th, 2008

atatürk posterAtatürk’ten Peygamber’e saygı kartpostalı

 

Araştırmacı Tarihçi Cezmi Yurtsever, Atatürk‘ün Adana ziyaretinde çektirdiği fotoğraflardan birini kartpostal yaptırdığını, üzerine de ‘Bir gaza ettik ki hoşnud eyledik peygamberi‘ şeklinde not yazdırdığını söyledi.
   

Yurtsever Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde açtığı “Tarihin Yolcuları” konulu fotoğraf sergisi açtı. Serginin açılışında bir konuşma yapan Yurtsever, Mustafa Kemal Atatürk’ün 1. Dünya Savaşı’nın sona ermesi üzerine Kasım 1918′de Adana’ya geldiğini belirterek, burada kaldığı 10 günlük süre içinde Yıldırım Orduları kumandanlık görevini devraldığını hatırlattı. Atatürk’ün Adana’da kaldığı günlerde ordu kumandanı olmanın hatırasını ebedileştirmek için resmi kıyafetiyle fotoğraflar çektirdiğini ifade eden Yurtsever, “Fotoğrafın birinde Mustafa Kemal hasır sandalyede otururken ayakta duran yaverlerinden Salih Bozok ve Cevat Abbas görülmektedir. Göğsünde madalyalar da olduğu halde çektirdiği fotoğrafın birisinden de kartpostal yaptırdı. Aynı kartpostalın alt kısmına ‘Bir gaza ettik ki hoşnud eyledik peygamberi’ yazdırarak İslam Peygamberi Hz. Muhammed’e(s.a.v) olan saygı ve bağlılığını belirtmiş oldu.” dedi.

Atatürk’ün, Kurtuluş Savaşı ve 1. Dünya Savaşı’nda askerlere karşı yaptığı konuşmalarda dine saygısını ifade ettiğini ve Kurtuluş Savaşı’nın sona ermesinden sonra cumhuriyet rejimini ilan etmeyi planladığını kaydeden Yurtsever, “Atatürk öncelikle halkın bu konudaki duygularını öğrenmek istiyordu. 15 Mart 1923 Perşembe günü Adana’ya geldi. Ertesi cuma sabahleyin Adana Kolordu binasını ziyaret etti. Kumandanlar ile birlikte sözleşerek öğle üzeri kendisini görmeye gelen halk ile aynı ortamda bulunmak için otomobiliyle Adana Ulu Camii’ne hareket etti. Caminin giriş kapısında kumandan halk ile buluştu. Kısa süren konuşması esnasında cami kapısındaki halini gösterir fotoğraf çektirdi. Ve arkasından da caminin içine girerek Cuma namazını kıldı. Atatürk’ün Adana’da çektirdiği fotoğraflara bakarak onun halkının inanç ve kültürü ile barışık bir lider olduğu söylenebilir.” diye konuştu.
CİHAN

haber7.com

İranlının kaçırmadığı Türk yarışması

Yazan: admin on Ekim 21st, 2008

iranlı kadın
İranlının kaçırmadığı Türk yarışması

Bizde izlenme oranları düşük olan birçok dizi ve sinema filminin İran da hayran kitlesi o kadar büyük ki ‘bu ne sevgi’ dedirtiyor.
N.Esen Gök’ün haberi
Tahran-İran

Bizde izlenme oranları düşük olan birçok dizi ve sinema filminin İran da hayran kitlesi o kadar büyük ki “bu ne sevgi ah” dedirtiyor. İran halkı Türk televizyonlarında gösterilen tüm programları ve karakterleri çok beğendiklerini her defasında dile getiriyor.

İranlılar kendi televizyon programlarını seyretmektense Türk televizyonlarından dizi ve yarışma programı izlemeyi tercih ediyor. İbrahim Tatlıses, Sibel Can, Ebru Gündeş ve Bülent Ersoy gibi popüler şarkıcıların takibini yapanlar halkın gelir düzeyi yüksek ve akademik kesimlerden insanlar olması ilgi çekici bir durum.

Neden Türk TV?

Devrim sonrası gelişmelerin ardından kendi televizyonlarının yetersiz olduğunu düşünen birçok İranlı aile Türk televizyon yapımlarını büyük beğeni ile izlediklerini ifade ediyor. Yaşlısı, genci, Azerisi veya Farlısı fark etmiyor. Akşam olduğunda yarışma ve eğlence programlarının müptelası olan İran halkı en çok “Acun” diyor.

“Türkçeyi sizin televizyonlardan öğreniyoruz.”

İran’da okuma oranı oldukça yüksek. Her iranlı hem Farsça hem latince yazabiliyor. Okullarda aldıkları eğitimle İngilizceyi rahatlıkla konuşabilen halk buna birde Türkçeyi eklemiş durumda.

Türk televizyonlarını izleyerek Türkçeyi çok güzel telaffuz eden İranlılar yaşlısı genciyle “BİZİ” izliyerek şunları söylüyorlar: “Bizler eczaneden ilaç alırken İngilizce, okulda Farsça evde Türkçe konuşuyoruz, ayrıca yazarken Fars ve Latin alfabesi ile yazıyoruz.

moralhaber.net

haber7.com

Org. Başbuğ, Erdoğan’ı mı sınadı?

Yazan: admin on Ekim 20th, 2008

ilker başbuğ

Org. Başbuğ, Erdoğan’ı mı sınadı?

Gazeteci Ruşen Çakır’a göre Org. Başbuğ ve Erdoğan’ın arasında bir mutabakat izlenimi var. Sanki Başbuğ mutabakatı sınamak için bir çıkış yaptı.
Nagehan Alçı’nın röportajı

Gazeteci Ruşen Çakır, Başbuğ ve Erdoğan’ın açıklamaları ile ilgili şu tespiti yaptı: Aralarında bir mutabakat var gibi bir izlenim doğuyor. Sanki Başbuğ bu mutabakatı sınamak için böyle bir çıkış yaptı. Erdoğan da mutabakata sadık olduğunu gösterdi

ARKA PLAN

Aktütün saldırısının ardından müthiş bir güç savaşına sahne oldu bu ülke. Taraf gazetesinin öne sürdüğü belgelerin üzerine Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un sert açıklamaları başta gazeteciler olmak üzere çeşitli çevrelerde soğuk duş etkisi yaptı. Bu açıklamalara Başbakan’ın verdiği destek ise asker ve hükümeti karşı kamplar olarak gören bazı çevreleri şaşırttı.

Peki ne oldu da Başbakan, Taraf üzerinden başlayan eleştirilere “Siz kimin medyasısınız” diye sert çıktı? PKK ile mücadelede bilmediğimiz yeni adımlar mı atılıyor? Saatlerce süren terör toplantılarında kamuoyundan gizlenen yeni stratejiler mi masaya yatırılıyor?

Bu sorulara cevap aramak için yıllardır terör üzerine çalışan ve son dönemde Kürt meselesi ile ilgili Vatan gazetesinde ilginç makaleler kaleme alan gazeteci Ruşen Çakır ile geçen cuma yayın danışmanlığını yaptığı NTV’de bir araya geldik…

Aydınlarla bir araya gelip Kürt meselesini tartışan, Diyarbakır’a gidip Kürt sorunundan bahseden bir Başbakan’dan, Kürt meselesi eşittir PKK deme çizgisindeki bir Başbakan’a geldik. Erdoğan’ın değişimin altında ne olabilir?

Başbakan’ın aydınlarla yaptığı görüşme çok önemliydi ama belli ki yanlışmış. Çıtayı çok yukarı çıkarttı. Koşa koşa Diyarbakır’a gitti. PKK çevreleri bundan rahatsız oldular ve müdahale ettiler. Bu yüzden Erdoğan karşısında cılız bir topluluk buldu ve morali bozuldu. Oysa Başbakan Kürt meselesini çok iyi bilir. Erbakan’a verdiği çok ileri bir Kürt raporu vardır.

Diyarbakır çıkışından bugüne kadar Kürt meselesinde hep geri adım mı attı Erdoğan?

Hayır, kimi zaman geri, kimi zaman ileri. Mesela Dağlıca baskınından sonra kara harekâtının bu kadar geciktirilmiş olması önemliydi. AKP için riskliydi ama göze alındı. Haksızlık yapmamak lazım. Bazı şeylerden çekiniyor olabilir ama bazı şeyleri de göze alıyor. Askerin her dediğini yapma noktasında değil. Bence Kürt meselesinde ne hükümet askerin ne de asker hükümetin kuyruğunda. Özellikle Başbuğ’un Genelkurmay Başkanı olması ile birlikte hükümet ile genelkurmay arasında ilginç, daha detaylarına tam olarak hakim olamadığımız denge ve uyum koordinasyonunun kurulduğunu düşünüyorum.

Önemli bir tespit bu. Başbakan’ın Taraf’ın yayınlarının ardından askeri eleştiren ortamı bir yerinden yakalaması bekleniyordu. Söylediğiniz sebep yüzünden mi böyle olmadı?

Bazıları sandı ki terörle mücadele konusunda askerle hükümet arasında bir çatışma var. Ve kendileri de pozisyon alarak bir tarafın aleyhine, diğer tarafın lehine durabilirler. Aktütün yayınının hükümeti güçlendirip, askeri yıpratacağını sandılar. Bu stratejik bir hataymış. Aktütün’de bir hata varsa bu siyasetçinin de hatası. Ben Başbuğ’un sert çıkışının altında kendisinin hükümetle oluşturduğu mutabakatı sınama düşüncesinin olduğunu düşünüyorum.

Yani hükümeti “Benimle birlikte mi” diye denedi mi?

Evet, sınadı. Son dönemlerde saatlerce terör üzerine toplantılar yapılıyor. İlk toplantının ardından Başbakanlık Basın Merkezi’nden kısa bir açıklama yapılmıştı. Açıklamanın bütün kelimeleri Başbuğ’un kelimeleriydi. Belli ki bir mutabakat sağlanmış. Başbakan Başbuğ’un çıkışına destek vererek mutabakatı kabul etmiş oldu.

Başbakan Başbuğ’a destek çıkışı yapmasa ne olurdu?

Aralarında ciddi sorun olurdu. Kopuşa neden olabilirdi bu sorun.

Genelkurmay Başkanı, Başbakan’ın desteğini hesaplayarak konuştu diyebilir miyiz?

Diyemeyiz ama Başbakan tarafından bu kadar sahiplenilmek hoşuna gitmiştir. Bundan sonra terör konusunda çok daha uyumlu çalışacaklar diyebiliriz. Burada asker ve sivil otoritenin arasını açmaya yönelik tasarlanmış bir şey tam tersine onları birbirine yakınlaştırdı.

——————————————————————————–

Bir Kürt lidere ihtiyaç var

Kürt konusunun çözümü için denenmemiş ne kaldı?

Bu meseleyi tüm Türkiye’nin sorunu olarak, herkes tartışmalı. Mesela cezaevindeki PKK’lılar, DTP. Türkiye’nin acilen yasal anlamda bir figüre ihtiyacı var.

Kim olabilir bu?

Yasal ama aynı zamanda yasadışı hareket üzerinde de etkili biri olmalı. Siyasal platformdaki hiçbir Kürt siyasetçinin PKK üzerinde bir yaptırımı yok. Öyle bir isim olmalı ki bir şey söyleyince bunun Kandil’de etkisi olmalı.

Var mı böyle biri?

Bilmiyorum, bulsunlar.

——————————————————————————–

Kürt meselesini Erdoğan ve Başbuğ’dan başkası çözemez

Erdoğan Kürt meselesini çok iyi bilen bir siyasetçidir, dediniz. Başbuğ’un da bu konu üzerinde uzun zamandır çalıştığını biliyoruz. O zaman Kürt sorununu PKK’yı vurmak ile bir görmüyorlardır herhalde. Yüzeyde görünen operasyonların gerisinde kapsamlı çalışmalar var mı ya da olacak mı?

Evet, çok ciddi gerisi var. Ben çözüm konusunda çok umutlu değilim ama bu işi Erdoğan ve Başbuğ ikilisi yapamazsa kimse yapamaz. Hükümet de asker de askeri boyutun dışındakilerin ön plana çıkarılması gerektiği konusunda hemfikir.

Nasıl olacak bu? Örneğin Kürt kimliği tanınacak mı?

Türkiye bunun sancısını yaşıyor. Asker de hükümet de yaşıyor. PKK olayı silahların konuştuğu bir atmosfere çekmek istiyor. Çünkü insanlarda çözümsüzlük duygusu yaratmaya çalışıyor. Ama hem asker hem hükümet çatışmanın sürmesine ek olarak esas meselenin başka yerlerde olduğu düşüncesinde.

DİYARBAKIR’I KAZANSA AYRI DERT

Asker şu an görünen kısım olan teröristle savaşıyorsa siyasiler eşzamanlı olarak ne yapıyor?

Genelkurmay çeşitli çevrelerle toplantılar düzenliyor. Başbakan ise ne zamandır böyle şeyler yapmıyor. Normalde hükümetin yapması gereken birçok şeyi asker yapıyor.

Hükümet neden yapmıyor?

Ürküyorlar çünkü Kürt meselesine yoğunlaştığınız zaman Güneydoğu’dan oy alırken Batı’dan kaybetme riski var. Seçimler geliyor. Başbakan “Diyarbakır’ı alırsam bu iş hallolur” gibi büyük bir yanılgı içinde. İkili bir yanılgı bu. Bir, kazanması çok zor. İki, kazansa bile sorun çözülmeyecek. Hatta derinleşecek.

Neden?

Diyarbakır’ın büyük sembolik bir anlamı var ve bu anlamın altında kalabilir. Öteki taraf buna çok sert müdahale edebilir.

İktidarın Diyarbakır galibiyeti DTP’lilerin rövanşist duygularını mı kabartır?

Tabii, Diyarbakır kötü olaylara sahne olabilir. Şimdi orada bir belediye başkanı, DTP’li bir belediye var. Kendilerince bir şey yapıyorlar. Diyarbakır ellerinden alınınca bu insanlarda ne kalacak? Bu insanlar tamamen dışlanacak. Meclis’te zaten dışlıyorsunuz, muhatap almıyorsunuz. Bir de belediyelerini ellerinden alacaksınız. O zaman neyle uğraşacaklar? Önemli olan Kürt hareketinin yasal sınırlara çekilmesi değil mi?

——————————————————————————–

Barzani ile komşuluk ilişkisi kuralım

Geçtiğimiz hafta Barzani ile Bağdat’ta yapılan görüşmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben yıllardan beri Türkiye’nin Irak Kürtleri ile ciddi ilişki kurması gerektiğini düşünüyorum. Ama bu ilişkinin PKK üzerinden kurulmasından çok rahatsız oluyorum. Türkiye PKK meselesini bir kenara bırakıp Barzani ve Talabani ile iki komşu ilişkisi kurabilmeli.

PKK’ya rağmen yapılabilir mi bu?

Bizim Kürt liderlerle konuşacağımız tek şey PKK olmamalı diyorum. Daha da önemlisi PKK’nın çözüm adresi olarak Kuzey Irak görülmemeli. Bence örgütün çözüm adresi Türkiye. PKK’nın çözüm yerini Kuzey Irak olarak görünce, Irak Kürtlerine haddinden fazla anlam atfediyorsunuz. Böylece PKK onların gözünde kullanılacak bir koz oluyor.

Bir de PKK’nın bu Kürt liderlerin denetiminde olduğu varsayımından hareket ediliyor. Bu yanlış, değil mi?

Onların kontrolünde değil. Irak Kürtleri nezdinde PKK’nın bir itibarı var. Barzani ve Talabani ise yolsuzluk gibi nedenlerle yıpranmış isimler. Bu yüzden kendi tabanlarına rağmen Kürt’ü Kürt’e kırdırmayı göze alıp, PKK’ya karşı ciddi bir şey yapmazlar.
(Akşam)

haber7.com

Haber7 Yazarı Nevzat Tarhan’ın acı günü

Yazan: admin on Ekim 19th, 2008

Haber7 Yazarı Nevzat Tarhan’ın acı günü

Haber7.com yazarlarımızdan ve ünlü psikiyatri uzmanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın kayınbabası Ahmet Aydın bugün hayata gözlerini yumdu.
8 Mayıs günü kayınvalidesini kaybeden yazarımız Tarhan bugün de kayınpederi Ahmet Aydın Hakka yürüdü.

Yazarımız Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın kayınbabası Ahmet Aydın Hakkın rahmetine kavuştu.

Ünlü Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın kayınbabası olan Ahmet Aydın birsüredir tedavi görmekteydi.

Ahmet Aydın’ın naaşı yarın Bursa Mudanya girişi Hacıbaba camiinde ikindi namazını müteakip kılınacak cenaze namazı sonrası defnedilecek.

Haber7.com ailesi olarak hocamıza başsağlığı, merhuma da Allah’tan rahmet dileriz…

haber7.com

İbrahim Tatlıses gözaltında

Yazan: admin on Ekim 16th, 2008

İbrahim Tatlıses gözaltında
ibrahim tatlıses

Bir kafeye yapılan baskında Tatlıses gözaltına alındı
Bakırköy Yeşilköy İstasyon Caddesi’nde bir binanın 2′nci katında kumar oynandığı ihbarını alan Bakırköy Asayiş Büro Amirliği ekipleri dün akşam saat 23.30 sıralarında binaya baskın yaptı.

Baskında kumarhanede bulunan 17 kişiyle birlikte İbrahim Tatlıses de gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar polis minibüsleriyle Yeşilköy Polis Merkezi’ne götürüldü. İbrahim Tatlıses’in de aralarında bulunduğu 17 kişi işlemlerinin ardından serbest bırakıldı.

(Vatan)

haber7.com

Müslümanları inciten kitap ABD’de yayında

Yazan: admin on Ekim 7th, 2008

medinenin mücevheriMüslümanları inciten kitap ABD’de yayında

Hz. Muhammed ile eşi Hz. Ayşe’nin hayatının anlatıldığı “Medine’nin Mücehveri” adlı tartışmalı kitap, açıklanan tarihten dokuz gün önce ABD’de satışa sunuldu.
Amerikalı yazar Sherry Jones tarafından kaleme alınan ve Beaufort Books adlı yayınevi tarafından ilk etapta 40 bin adet basılan kitap, ülkedeki kitabevi raflarında yerini aldı.

ABD’nin tanınmış yayınevlerinden Random House, kitabın basımını Müslüman toplumunu incitebileceği ve şiddet içeren tepkiler doğurabileceği kaygılarıyla mayıs ayında iptal etmişti.

AA

haber7.com

Şimşek’e göre Türkiye krize dayanıklı mı?

Yazan: admin on Ekim 7th, 2008

mehmet şimşekŞimşek’e göre Türkiye krize dayanıklı mı?

Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, küresel ekonominin sıkıntılı bir dönemden geçtiğini belirterek, ”daha az kırılgan, sağlıklı, daha dayanıklı bir yapıya sahip olduğumuz düşüncesindeyim” dedi.
Şimşek, Aksigorta ve Cenevre Birliği tarafından ortaklaşa düzenlenen “Fırsatlar & Zorluklar: Gelişmekte Olan Ülkelerde Sigortacılık ve Türkiye’nin Potansiyeli” konulu Uluslararası Sigortacılık Konferansının onur konuğu olarak bir konuşma yaptı.

Bakan Şimşek, dünyanın aslında çok ilginç bir dönemden geçtiğini ifade ederek, ”Muhtemelen dünya vatandaşları olarak hatırlamak istemediğimiz bir dönemden geçiyoruz. Özellikle gelişmiş ülkelerde bu kendisini çok daha bariz bir şekilde ortaya koyuyor. Daha önceden haritası çizilmemiş, çok denklemli, çok boyutlu sorunlarla karşı karşıyayız. Ama bütün bunlardan tabii ders çıkaracağız” diye konuştu.

Dünyada şu anda yaşanan finansal, ekonomik kriz ve bunun Türkiye’ye etkilerine dikkati çeken Şimşek, şöyle devam etti:

”Küresel ekonomi sıkıntılı bir dönemden geçiyor. Türkiye buna bağışık mı? Hayır değil. Ama geçmişle, hatta bazı benzer ülkelerle karşılaştırılmayacak kadar daha az kırılgan, sağlıklı, daha dayanıklı bir yapıya sahip olduğumuz düşüncesindeyim. Her şeyin başında bütçe disiplini sağlandı. Borç dinamikleri, kamu borcunun kendisi endişe kaynağı olmaktan çıktı. Gerek net gerek brüt bazda Türkiye’nin kamu borç stokunun milli gelire oranı bir çok ülkeyle karşılaştırılmayacak kadar düşük düzeyde.”

Mehmet Şimşek, mayıs ayında orta vadeli mali çerçeveyi oluşturduklarını anımsatarak, o çerçeve içinde trendi aynı şekilde devam ettireceklerini, bu konudaki kararlılıkta bir azalmanın söz konusu olmadığını, aynı trendin bu yıl devam ettiğini ve gelecek senelerde de devam edeceğini söyledi.

-”TÜRKİYE’YE ÖZGÜ BİR KAYGI YOK”-

Bütçe anlamında Türkiye’nin elinin geçmişle karşılaştırılmayacak kadar sağlam boyutta olduğunu vurgulayan Şimşek, bankacılık sektörünün de çok sağlam bir yapıya kavuştuğunu, sektörde son birkaç yıldır sermaye getirisinin oldukça yüksek seviyede seyrettiğini, aktif kalitesinin iyi olduğunu ifade etti.

Bankacılık sektöründe eskiden olduğu gibi anlamlı bir döviz pozisyonunun da olmadığının altını çizen Şimşek, sektörün makro istikrarsızlığı derinleştiren bir unsur olmaktan çıkıp, tam aksine özellikle yaşanan zorlu dönemde Türkiye’nin şoklara karşı dayanıklılığını artıran unsur haline geldiğini kaydetti.

Bakan Mehmet Şimşek, ”Bugün gelinen noktada dünyadaki bütün bu olumsuz gelişmelere rağmen Türkiye’ye özgü bir kaygı yok. Türkiye, kendi içindeki sisteme baktığımız zaman oldukça sağlıklı bir şekilde devam ediyor” dedi.

Gerçekleştirdikleri reformlarla ülkenin büyüme potansiyelinin artırılabileceğini gösterdiklerini dile getiren Şimşek, Türkiye’nin sahip olduğu, ”muazzam demografik” fırsatın yüksek büyüme için önemli bir unsur olduğunu vurguladı.

AA

haber7.com

DTP Ankara İl Başkanı gözaltında

Yazan: admin on Ekim 7th, 2008

DTP Ankara İl Başkanı gözaltında

DTP Ankara İl Başkanı İsmail Ancı gözaltına alındı. Ancı’nın, jandarmanın yürüttüğü bir soruşturma kapsamında bilgisine başvurulmak üzere gözaltına alındığı öğrenildi.
Yetkililerden alınan bilgiye göre, DTP Ankara İl Başkanı Ancı, Yenimahalle’deki evinde sabah saatlerinde jandarma ekipleri tarafından gözaltına alındı.

Ancı’nın, jandarmanın yürüttüğü bir soruşturma kapsamında bilgisine başvurulmak üzere gözaltına alındığı öğrenildi.

AA

haber7.com


Copyright © 2008 Haber Bloğu - Sohbetchath.com. Tüm haklarım polat alemdar ve adamları tarafından korunmaktadır..
| Türkçeleştirme: denizakin.com
Web Stats sohbet